• Siyah Instagram Simge
  • Black Twitter Icon
  • Siyah Facebook Simge

Copyright © Killjoy 2017. All rights reserved.

  Çocuklar gerçekten etrafta olup bitenleri anlamaz mı? Kendilerinin de yapabileceği ama bizim onlar adına yapmayı uygun gördüğümüz bütün iyilikler(!), gerçekten onların yararına mı?

Yetişkin birine yapamayacağımız yaptıramayacağımız şeyler, neden söz konusu çocuk olunca normal geliyor? Anlamıyor diye mi? Bugün belki gerçekten anlamıyor ama ruhu tüm izleri saklıyor, büyüdükçe yeniden değerlendiriyor, anlamlandırıyor, belki yeniden kırılıyor ve sandığımızdan daha fazla şeyi görüyor, biliyor ve hissediyorlar. Kalıcı hafızanın üç buçuk yaş dolaylarında oluştuğunu da hesaba katarsak, hayatına bir şekilde dokunduğumuz herhangi bir çocuğun, ömrü boyunca hatırlayacağı anılar olabilir o dokunduklarımız.

  Yaş dediğimiz şey büyük oranda sayı sadece; çünkü insanın ruhu yaşlanmaz, 5 yaşındaki çocuğun da ruhu aynı derecede incinir dışlandığında, aşağılandığında, 35 yaşında kadının da. Bilincimiz değişiyor gelişiyor sadece, ruh yaşım 18 hikayesi bi’ bakıma. Hangimizin anaokulunda ilkokulda içimize işlemiş, bizi derinden üzmüş, incitmiş , utandırmış, kızdırmış anıları yok ki? Çocukken göz ardı edilebiliyor insanın duyguları, herkesin içinde azarlanan o 7 yaşındaki çocuğun beş dakika sonra bi’ başka şeyle ilgilendiği görüldüğünde, çocuk işte unuttu bile diyip geçiyoruz çoğu zaman, aslında geçmiyor. O çocuk o sırada işliyor geride bi’ yerlerde “Ben değersizim, benim fikirlerimin bi’ önemi yok”. Belki hayatı boyunca farkında olmadan tekrar tekrar duvarına çarpacağı bir sınır çiziyor kendine, sonra İngilizce konuşamıyor mesela senelerce eğitimini alsa bile; ya dalga geçerlerse? Büyük aşkına asla sevdiğini söyleyemiyor veya; ya reddedilirse? Çocuk ya anlamaz, unutur… Unutmadı işte.

BAŞKA GÖZLE ÇOCUK

Editör:Pelinsu Özge Tütüncü 

Artist: Julia Lillard

Can’t children understand what’s going on around them? Are all those favors (!), that we consider appropriate doing on behalf of them, for their own good?

 

Why are the things we cannot do to an adult seems so normal when it’s a child? Is it because they cannot understand it? Maybe they cannot understand today, but their souls are marked with it, and as they grow up, they reevaluate, interpret, maybe they get hurt again, and see, know and feel more than what we think. Considering that the permanent memory develops at the age of three and a half, anything we do or say may be permanent memories those children will remember for the rest of their lives.

 

Age is mostly a number because the soul cannot grow old; a five-year-old is hurt as much as a thirty-five-year-old woman when he or she is alienated or offended. It is just our conscience changing and prospering. Who doesn’t have sad, hurtful, shameful, fierce memories of elementary school? We can ignore our feelings as a child. When we see a seven year old child is scolded in front of everybody and he or she is paying attention to something else five minutes later, we say “Children forget.” But they do not, most of the time. That child is thinking at the back of their head, “I’m worthless, my thoughts don’t matter.” They involuntarily draw a strict line to the walls of which they will hit again and again. Maybe they cannot speak English, even though they get years of education; they think, “What if someone mocks me?” They cannot say the man or the woman of their lives that they love them; what if they get rejected? Children forget you say… Unfortunately, they don’t.

Çocuğa kendisinin, fikirlerinin, ihtiyaçlarının önemli olduğunu,ona sadece kendisi olduğu için saygı duyulduğunu ve bunu hakettiğini her an hissettirirken; dünyanınkendisine ait olmadığını, başka insanlara saygı göstermenin, dinlemenin,  her zaman kendi isteklerinin öncelikli olamayacağını, her isteğinin gerçekleşemeyeceğini net bir şekilde anlatmak öyle önemli ki. Bu ayrımın altı yeterince çizilmediğinde ve belki de aile tarafından da bilinmediğinde çocuğun ve gelecekteki yetişkin halinin dünyasında da kaos kaçınılmaz oluyor.

Artist: Sammy Slabbinck

It is very important to clearly tell children that the world doesn’t belong to them and it’s important to respect and listen to other people, and their wishes cannot be of top priority, and their all wishes cannot come true, while making them feel that their thoughts, ideas, and needs are important, too, and they are respected only for being themselves and they deserve it. When this is not clearly underlined, maybe because parents don’t know this, child’s life becomes chaotic even when they grow up.

Aileleri olarak çocuklara bütün dünyayı yönetebilecekleri fikrini aşılayabiliyoruz, o kadar da farkında olmuyoruz ki bunu yaparken; orada çok ağladı oraya gitmeyelim, okulu sevmedi göndermeyelim, bunu yemiyor yenisini yapalım. Bazen farkında olmadan çocuğun obsesyonlarını  bile besleyebiliyoruz bu şekilde, tabi ki yine iyiliği için yaptığımızı sanarak. Apartmanın her katındaki ışığı o açacaktı biz açtık; “Başa dönüp tekrar girelim apartmana, tamam sen yeter ki ağlama.” Ağlamayı kesti, ama yeni bir keşifte bulundu; ağladığımsürece istediklerimi elde edebilirim, patron benim.Bütün dünyayı onların zevkine göre tasarlamaya çalışırsak, el emeği fanusumuzdan çıkıp sosyalleşmesi gereken zamanlarda sudan çıkmış balığa dönüyor prensimiz /prensesimiz.İlk çığlıklar şöyle  yükselir: “Ama ben böyle istiyorum!” E bütün bir hayatı bu mottoyla yaşadığını düşünürsek, yetişkinlik sancıları da az çok tahmin edilebilir herhalde.

As their parents, we sometimes may imbue them with the idea that they can rule the world. And we do not do this knowingly; us simply saying ‘he cries there, let’s not go there,’ or ‘she doesn’t like school, we won’t send her to school,’ or ‘he doesn’t eat this meal, I’ll make another’ is enough most of the time. And maybe sometimes we feed the child’s obsessions, again thinking it’s for their own good. When we give them one thing to stop them crying, they stop crying but realize that they can get anything they want as longs as they cry. When we try to design the whole world according to their wishes, our little prince or princess feels like a fish out of water when they socialize. They shout “But I want it this way!” Thinking they live their whole lives with this motto, we can easily guess what their adulthood be like.

  İpin ucu ne zaman kaçar biliyor musunuz? O ilk koltuğa çıkamadığında hemen kucağımıza aldığımız;defalarca deneyip keşfetmeyi,  pes etmemeyi öğrenmesini engellediğimiz gün… Parkta oynarken yere attığı ayıcığı defalarca aldığımız, ‘her isteğim yerine gelecek, herkes benim için var’ mesajı verdiğimiz gün… ‘Oyuncağımı bıraksın ben oynayacağım’ diye ortalığı yıktığında kuzenine kızdığımız, sorun çözme becerisini baltaladığımız gün… Komşunun biblosunu kırdığında özür diletmeyip ‘ben ona yenisini alırım ağlama’diyerek; ödevini yapmadan okula gittiğinde öğretmeni ile konuşup bir bahane uydurarak; hatalarının sonuçlarına katlanmayı öğrenme şansını elinden aldığımız gün…

 Komşudan biz özür dilersek utanma duygusuyla nasıl tanışacak? İş hayatında teslim etmesi gereken projeyi nasıl birileri uyarmadan zamanında tamamlayabilecek? Çocuğu hatırlatmadan nasıl eşinin doğum gününü kutlayabilecek? Yetişkin olmanın ilk kuralı belki de kendi seçimlerinin sonuçlarına katlanabilmek, sorumluluk alabilmektir. İnsan söz konusu olunca asla tek boyutlu düşünemeyiz tabi ki ama etrafımızdaki çoğu yaşı kemale ermiş; yine de kendini gerçekleştirememiş, kendi farkında varamamış yetişkinin(!) asıl problemi çok uzaklardan bize göz kırptı bile.

Artist: Eugenia Loli

Do you know when you lose control? When they cannot climb the sofa and we grab them; the day when we stop them from trying constantly and learning not to give up... When they play in the park and we grab the teddy bear they constantly throw on the ground; they day we give them the message of “all your wishes will come true, everybody is there for you”...  When they shout “I want him to let go of my toy, I will play with it.” and we get angry at their cousin; the day we wreck their problem-solving ability... When they break the bibelot of a friend and we say to them “Don’t cry, I will buy a new one for her.” instead of making them apologize; when they go to school without making their homework and we talk to their teacher and find excuses; the day when we take away the chance of learning from their mistakes.

 

How will they know the feeling of shame if we apologize to our friend instead of them? How will they hand in the project without someone reminding them at work? How will they celebrate their spouse’s birthday without their children reminding them? Maybe the first rule of being an adult is taking the consequence and taking responsibility. When we think of humans, of course, we cannot think one dimensional, but we may now understand those adult (!) people who are of a certain age but have not accomplished anything and have not known themselves.

Artist: Julie Filipenko 

İster kendi çocuğumuz olsun, ister hastanede sıra beklerken tesadüfen gördüğümüz, kendi bildiği kadarıyla kedi çizmeye çalışan bir çocuk. Kalemi elinden sormadan alıp çizdiğimiz mükemmel kedinin çocuğun belki iki saatlik eğlencesini de elinden aldığını, belki tam da o anda “resim konusunda yeteneksizim” diyen bir mesajı kaydettiğini hatırlatmak isterim. Belki bıraksak; mükemmel kediye ulaşamayacaktı ama kendi başına bir şey başarmış olmanın hazzını yaşayacaktı, belki de uçan yeşil bir kedi çizecekti kim bilir?

Artist: Eugenia Loli 

Whether your own child, or some child we see at a hospital line trying to draw a cat as far as he or she knows, I want to remind you: when you take away the pencil without asking him or her and draw a perfect cat, you take away his or her maybe two hour fun and maybe they record a message to themselves unknowingly, saying, “I’m untalented at drawing.” If we let him or her, maybe they wouldn’t draw the perfect cat, but they would have the pleasure of accomplishing something by themselves.

Çocuklara bir de bu gözle baksak, minyatür yetişkinlermiş  gibi değil de oldukları gibi, çocuk gibi… Güzel/yakışıklı olmak için, iyi biri sayılmak, takdir görmek için yetişkin gibi giyinmeleri, yetişkin gibi davranmaları, gerektiğini dikte etmeden. Abla/abi oldun hiç yakışıyor mu diye kınamadan, yargılamadan...Yetişkin olmak için uzun yılları olduğunu ama çocukluğun geri gelmeyeceğini, ruhlarında hep bu zamanın çiçeklerini, izlerini taşıyacaklarını unutmadan… Kendi hayatımızda gerçekleştiremediğimiz şeyleri gerçekleştirebilmek için elimize geçmiş yeni bir fırsat,yaptığımız hataları telafi edebileceğimiz birer deneysel çalışma gibi değerlendirmeden… Yanlarında konuşulanların bazılarını anlamasalar bile, hislerin tüm insanlar için aynı olduğunu -ve tabii çocuğun insandan başka bir tür olmadığını-  ve bir olayı unutsak bile o olayın bize hissettirdiklerini asla unutmadıklarını dikkate alarak baksak…Daha iyi olmaz mıydı?

Why don’t we look at them this way, instead of thinking of them as miniature adults. Without dictating them that they have to dress up and act as adults in order for them to be beautiful or handsome or be a good person… Without judging them that they are bigger now and they have to act as such… Without forgetting that they have many years to be an adult but their childhood won’t come back when it’s over, and that they will always have the marks of these times… Without forgetting that, even though they cannot understand what we talk about when we are with them, feelings are the same for everyone and even if we forget a specific incident, we cannot forget how it felt like… Wouldn’t it be better?

Artist: lynn skordal 

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now