• Siyah Instagram Simge
  • Black Twitter Icon
  • Siyah Facebook Simge

Copyright © Killjoy 2017. All rights reserved.

days in japan
day 3
ladin bozkus

Hayallerinin ülkesinde, dünyanın en büyük şehrinde olmasına rağmen yine de kendi dünyasında nasıl yaşar insan?
Bütün bir hayatını kendi dünyasında geçirmiş biri için gerçek dünyada mekan, şehir hatta ülke değiştirmek neden bir fark yaratsın ki? Yaratmasını ummuştum ama umduğum gibi olmadı.

Biliyorum, yazdığım son yazıda bir aylığına Japonya'ya gidiyordum. Uçak inmişti, güneş batıyordu. Kaldığım yerden devam etmeden önce, anlatacağım o bir aydan daha fazlası olduğuna değinmek istiyorum.
Bu yazı süresince ben uçaktan inip pasaport kontrolünü geçip bavulumu alıp hava limanından çıkmış olacağım.
Japonya'da bir başıma altı ay geçirdim. Geriye dönüp baktığım zaman o altı ayı şimdiye kadar geçirdiğim en zorlu zamanlarım olarak görüyorum. Bundan önceki iki yazımda bahsetmeye başladığım, ilk bir aylık deneyimimde olduğu gibi turistik bir gezi değildi bu seferki.
On sekiz yaşındaydım. Tanıdığım bildiğim insanlardan, alışkanlıklarımdan uzakta tek başıma yaşamaya gittim Tokyo'ya.Yepyeni bir hayata başlıyordum, bambaşka bir dünyaya uyum sağlamaya çalışmam gerekiyordu. Haliyle bir sürü sorumluluk omuzlarıma yüklendi, her şeyi kendi başıma halletmem gerekiyordu artık. Bunların yanı sıra çevremde tanıdığım, güvenebilecek kadar samimi olduğum kimse yoktu. Birlikte zaman geçirip kafamı dağıtmamda, sıkıntılarımdan uzaklaşmamda bana yardımcı olabilecek birilerinin

bulunmaması en zor tarafıydı. Bir başıma olmayı her zaman sosyalleşmeye tercih etmiş biri olarak söylüyorum bunu, hayatınızda her şey bir anda değişmişken yalnızlık zorlukların altından kalkmanızı daha da zorlaştırıyormuş, bu öğrendiğim bir şey oldu.Sorumlulukların, stresin ve yalnızlığın yanı sıra kış mevsimi olmasının da etkisiyle neredeyse her günüm soğuktan, Tokyo'nun kargaşasından bitkin düşüp kendimi minik hücreme, yani evime atmam ile sonuçlanıyordu. Boş zamanım olduğunda ne zaman dışarı çıkıp gezmek istesem soğuğa ve kalabalığa uzun süre dayanamıyor, hemen geri dönüyordum. Bu durumu bir kaç kere yaşadıktan sonra da artık hiç dışarı çıkmak istemez hale gelmiştim.Neden Tokyo'daydım peki? Çünkü dil hazırlığı okuyordum, hedef dilimi üniversite eğitiminine uygun seviyeye getirmekti.Giderken asıl planım altı ay kalmak falan değildi anlayacağınız, dört-beş sene garantiydi çünkü üniversiteye okumaya gidiyordum aslında.Yani Tokyo'daydım evet ama bunu uzun süreli hale getirebilmek için zamanımın çoğunu dil çalışmaya odaklanarak geçiriyordum.Neden üniversiteyi okumak için, yaşamak için, gitmek için bu kadar uzakta bulunan bir ülkeyi seçmiştim, neden bir avrupa ülkesi değil de Japonyaydı seçimim? Herkes bunu merak ediyordu.Kimse gelip bana bir ülke seç dememişti ki. Mesele bir ülke seçmek olsaydı zaten böylece arkama bile bakmadan gidemezdim bir başıma.Japonya'yı tanıdım, çok sevdim, hatta bir aylığına gidip gördüm. Türkiye'ye geri döner dönmez de üniversite için gitmenin yollarını aramaya başladım ve koskoca bir senemi buna odaklı geçirdim. Hayatımın en kötü senesiydi. Bulunduğum konumda o kadar mutsuzdum ki her şeyi geride bırakıp bir başıma o kadar uzağa, Japonya'ya yerleşme düşüncesi korkutucu olmanın yanından bile geçemiyordu. Tersine, gidememek olabilecek en korkunç şeydi benim için. Gidemezsem yaşayamam cümlesini bir çok kere kurduğumu hatırlıyorum. Tam olarak öyle hissettiğimi de aynı netlikte anımsıyorum.Böyle bir kararın getirebileceği sorumlulukları ve zorlukları göz önünde bulundurmuyor da değildim. Her şeyi göze almıştım. Bir yatak ve bir masadan oluşan hücre gibi bir odada kalıp, banyo ve mutfağı başka insanlarla paylaşmayı dahi.Gitmeden önce insanlar hep, gittiğin zaman Japonya umduğun gibi olmayabilir ve hayal kırıklığına uğrayabilirsin diye uyarıyordu beni. Ama hayal kırıklığı yaşamadım çünkü kendimi var olmayan bir Japonyaya inandırmış değildim zaten.Giderken hesaba katmadığım tek şey duygularımdı, bütün zorlukların altından tek başıma kalkmaya çalışırken nasıl hissedeceğimi ön görememekti. Zorluklarla baş edebiliyordum etmesine ama hislerimle baş edemiyordum. O altı ay boyunca Tokyo'yu değil kendimi keşfettim. Duygularım gözlerimin önünde yüzseksen derece döndü ve değişti..Tokyo'da geçirdiğim altı aya dair keyifle anlatabileceğim anılarım kısıtlı. Hatta başa dönüp okuyorum da öyle bir yazmışım ki hiç güzel bir tarafı yokmuş gibi görünüyor. Var oysa ki.Uçağın indiği ve güneşin batmakta olduğu zaman dilimine dönüp, ilk bir aydan biraz bahsettikten sonra bu altı aya da geleceğim.

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now